3 Şubat 2009 Salı

Kurmaca

Her akşam yeni bir senaryo kuruyorum kafamda. Seninle karşılaşıyoruz suratına bakmıyorum sen merhaba deyip hamle edince bana doğru öpüşmek için ve ben başkaları yanımızdayken hafifçe kafamı sallıyorum aşağıdan yukarıya selamlaşır gibi ancak yüzüne bakmıyorum. Merak ediyor yanımdakiler ne oluyor gibilerinden sen şaşırıyorsun ancak her zamanki gururunla çaktırmıyorsun. Oturuyoruz, ne oluyor gibilerinden laf atıyorsun ve ben sana : "..." -> işte burası muğlak, senaryonun bu diyalogu eksik neyi seçersem seçeyim tam ifade edemiyorum içimden geçenleri. Bazan içimden geçenleri anlamam zor ama nefret değil bu, kızgınlık fakat hırstan dolayı kızgınlık başarısızlık kızgınlığı gibi. Tonla cümle kurdum, "senden nefret bile etmiyorum" kabilinden bir kayıtsızlık tavrına karşılık kin kusan, kızgınlığını anlatmaya çalışan tonla kelime arasından beğenemiyorum bir türlü. O kadar doluyum ki olmuyor işte. Ama kelimelerimi seni incitmemek için dikkatlice seçmeyeceğim bu sefer, belki dikkatini çekmek için ağır konuşacağım ama bunu ne kadar takacaksın ki? Derdim bu işte, kaale bile alınmamak görmezden gelinmek, yokmuş gibi davranılmak en ağırı bu işte. Bunu yapmak istiyorum sana ama sen o garabet gururun yüzünden üzülsen bile çaktırmayacaksın karşındakine. O kadar doldum ki bu karşılaşma senaryolarıyla, düşünmemek için ne varsa yapıyorum, meşguliyet hali.

İntikam değil istediğim tek istediğim ne hissettiğimi hissetmen, beni gerçek anlamıyla anlaman. O acıları çekmen belki de. Ama bunların hiçbiri olmayacak. Onu da biliyorum o nedenle buraya yazıyorum, okumayacağını, okusan da üzerine alınmayacağını, üzerine alınsan da unutup gideceğini biliyorum. O günü iple çekiyorum, seni gördüğümde içimde uyanan hissin kayıtsızlıktan ne bir eksik ne de fazla olacağı o anı.

3 yorum:

Yolculuk dedi ki...

ya hiç karşılaşmazsan...

aylak adam dedi ki...

karşılaşmam müthiş bir tesadüf olur. görmek için onu ekstradan çaba göstermem lazım. Derdim karşılaşmak da değil açıkçası. benimki sadece kurgu neticede

miracsaral dedi ki...

"Senden nefret bile etmiyorum"

Çok edebi bir cümle olurmuş bir senaryo için bence ama :)

Dışarıdaki hayatta herkes birer Truman Capote veya Nabakov değil..